Klinik Psikolog
Terapi Yaklaşımlarım
Her bireyin yaşantısı, ihtiyaçları ve terapi süreci kendine özgüdür. Bu nedenle tek bir yönteme bağlı kalmak yerine, kişinin ihtiyaçlarını ve terapi sürecindeki dinamikleri gözeterek farklı terapötik yaklaşımlardan yararlanıyorum.

Psikodinamik Terapi
Farkında olmadığım hangi dinamikler bugünümü etkiliyor?
Psikodinamik terapi, yaşadığımız güçlüklerin yalnızca görünen belirtilerine değil, bu belirtilerin altında yatan nedenlere ve çoğu zaman farkında olmadığımız içsel süreçlere odaklanır. Temel soru yalnızca “Ne yaşıyorum?” değil, “Bunu neden yaşıyorum ve neden hayatımda tekrar ediyor?” sorusudur.
Geçmiş deneyimlerimiz ve özellikle erken dönem ilişkilerimiz; kendimizi, diğer insanları ve ilişkileri algılama biçimimizin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Bu deneyimlerin bazıları zamanla bilinçdışında varlığını sürdürerek bugünkü seçimlerimizi, ilişkilerimizi ve duygusal tepkilerimizi etkileyebilir.
Psikodinamik yaklaşımda yalnızca kişinin anlattıklarına değil; tekrar eden ilişki biçimlerine, kaçındığı ya da ifade etmekte zorlandığı duygulara, savunma mekanizmalarına, içsel çatışmalara ve terapi ilişkisinde ortaya çıkan örüntülere de dikkat edilir. Serbest çağrışımlar ve rüyalar da kişinin iç dünyasını anlamaya yardımcı olan çalışma alanlarıdır.
Buradaki amaç geçmişte kalmak değil; geçmişin bugün nerede yaşamaya devam ettiğini fark etmektir. Kişi kendi duygularının, ilişkilerinin ve davranışlarının altında yatan dinamikleri fark ettikçe, geçmişten taşınan örüntülerin bugünkü yaşamını belirleme gücü azalabilir ve farklı seçimler yapabilmek için alan açılabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Düşünme ve davranma biçimim yaşadığım güçlüğü nasıl sürdürüyor?
Bilişsel Davranışçı Terapi, yaşadığımız bir olayın bizi nasıl etkilediğini anlamak için o olayı nasıl yorumladığımıza ve ardından nasıl davrandığımıza bakar. Aynı olayın iki kişide farklı duygular oluşturabilmesi, olayın kendisi kadar ona yüklediğimiz anlamın da önemli olduğunu gösterir.
Örneğin bir kişinin mesajınıza cevap vermemesi “Beni önemsemiyor” şeklinde yorumlandığında kırgınlık ve geri çekilmeye; “Meşgul olabilir” şeklinde yorumlandığında ise farklı bir duygu ve davranışa yol açabilir. BDT, bu durum–düşünce–duygu–davranış bağlantısını görünür hale getirir.
Düşünce yapımızın yüzeyinde hızlı ve kendiliğinden ortaya çıkan otomatik düşünceler, bunların altında yaşamla ilgili kurallarımız ve varsayımlarımız, daha derinde ise kendimiz, diğer insanlar ve yaşam hakkındaki temel inançlarımız bulunur. Terapi sürecinde yalnızca düşünceler değil; kişinin güçlüğünü sürdüren kaçınma, erteleme, geri çekilme veya güvence arama gibi davranışlar da ele alınabilir.
Amaç düşünceleri yalnızca “olumlu” hale getirmek değil; düşünce ve davranışların ne kadar gerçekçi ve işlevsel olduğunu değerlendirmek ve kişiyi zorlayan döngülere alternatifler geliştirmektir. Gerektiğinde davranışsal çalışmalar, yeni baş etme becerileri ve günlük yaşamda uygulanabilecek pratiklerden yararlanılır.


Sanat Terapisi
Sözcüklere dökemediğim şeyi başka bir yolla nasıl ifade edebilirim?
Sanat terapisi, kişinin iç dünyasını yalnızca sözcüklerle değil; görsel, sembolik ve yaratıcı yollarla da ifade edebilmesine alan açan bir terapi yaklaşımıdır. Çizim, boyama, kolaj, şekillendirme ve farklı yaratıcı çalışmalar terapi sürecinde ifade ve keşif aracı olarak kullanılabilir.
Bazen yaşadığımız bir duyguyu bilir ancak anlatmakta zorlanırız; bazen de henüz sözcüklere dönüştüremediğimiz deneyimler taşırız. Sanat terapisi, sözcüklerin yetersiz kaldığı yerde renklerin, biçimlerin, imgelerin ve sembollerin de terapötik çalışmanın bir parçası olmasına olanak sağlar.
Ortaya çıkan renkler, şekiller ve imgeler kişinin duyguları, ihtiyaçları, çatışmaları ve iç dünyası hakkında yeni çağrışımlar oluşturabilir. Burada ortaya çıkan ürünün güzel, doğru ya da sanatsal olması beklenmez; önemli olan kişi için taşıdığı anlamdır. Bu nedenle sanat terapisi çalışmalarına katılmak için herhangi bir sanatsal yeteneğe sahip olmak gerekmez.
Terapi sürecinde ortaya çıkan çalışma danışanla birlikte ele alınır; kişinin kendi çağrışımları, duyguları ve yüklediği anlamlar üzerinden keşfedilir. Çalışmalarımda sanat terapisinden özellikle sözel ifadenin sınırlı kaldığı durumlarda, duygusal deneyimleri ve kişinin farklı içsel taraflarını görünür hale getirmek amacıyla yararlanıyorum.
Şema Terapi
Neden aynı duygusal ve ilişkisel döngülere tekrar tekrar giriyorum?
Şema terapi, kişinin bazı davranışlarının kendisine iyi gelmediğini bildiği halde neden aynı duygusal ve ilişkisel döngülerin içinde tekrar tekrar kaldığını anlamaya odaklanır. Bugün yaşanan güçlüklerle çalışırken bunların çocukluk ve ergenlik dönemindeki kökenlerine ve o dönemlerde karşılanmış ya da karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlara da bakar.
Çocuklukta güven, sevgi, kabul, korunma, sağlıklı sınırlar ve kendini ifade edebilme gibi temel ihtiyaçlarımızın karşılanma biçimi; zamanla kendimiz, diğer insanlar ve ilişkiler hakkında köklü kalıplar geliştirmemizde etkili olabilir. Şema terapide bu kalıplara şema adı verilir.
Örneğin “Yeterli değilim”, “Nasıl olsa terk edileceğim” ya da “İhtiyaçlarımı söylersem karşımdakini kaybederim” gibi köklü yapılar yalnızca birer düşünceden ibaret değildir; beraberinde güçlü duygular, bedensel tepkiler ve belirli ilişki biçimleri de taşıyabilir. Kişi yetişkin olduğunda bunların doğru olmadığını zihinsel olarak bilse bile, bazı durumlarda kendisini hâlâ eski duygusal gerçekliğin içinde bulabilir.
Şema terapide kişinin farklı durumlarda öne çıkan duygusal ve davranışsal halleri “modlar” üzerinden de ele alınır. Örneğin kişinin bir yanı yoğun biçimde eleştirirken başka bir yanı incinebilir, geri çekilebilir veya ihtiyaçlarını bastırabilir. Bu farklı tarafların, onları harekete geçiren şemaların ve kişinin geliştirdiği baş etme biçimlerinin anlaşılması üzerinde çalışılır.
Amaç, geçmişte gelişmiş ve bir dönem kişiyi korumuş olabilecek örüntüleri fark ederek, bugün ihtiyaçlarını daha sağlıklı yollarla karşılayabilmesini ve sağlıklı yetişkin tarafını güçlendirerek daha özgür seçimler yapabilmesini desteklemektir.


EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
Geçmişte kalan bir deneyim neden bugün hâlâ bu kadar canlı ve etkili?
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimlerin bugün üzerimizde sürdürdüğü duygusal etkiyi ele almak amacıyla kullanılan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Bazı yaşantılar üzerinden zaman geçmiş olsa bile, o deneyime ait görüntüler, duygular, bedensel duyumlar ve kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği olumsuz inançlar bugün de etkisini sürdürebilir. Benzer bir durumla karşılaşıldığında geçmişteki deneyimin duygusal yükü yeniden harekete geçebilir.
EMDR'de odak yalnızca yaşanan olayı anlatmak değildir; anıyla birlikte bugün hâlâ etkinleşen görüntüler, düşünceler, duygular ve bedensel duyumlar birlikte ele alınır. Çalışılacak anılar ve bunlarla ilişkili tepkiler değerlendirildikten sonra, işlemleme sırasında göz hareketleri veya farklı çift yönlü uyarım biçimlerinden yararlanılır.
Amaç anıyı silmek, unutmak ya da geçmişi değiştirmek değil; anının daha işlevsel biçimde yeniden işlenmesini ve bugünkü yaşam üzerindeki yoğun etkisinin azalmasını desteklemektir.
EMDR yapılandırılmış ve aşamalı bir süreçtir. Terapiye başlamadan önce kişinin öyküsü, mevcut ihtiyaçları ve çalışılacak hedefler değerlendirilir; gerekli hazırlık çalışmalarının ardından uygun hedeflerle işlemleme sürecine geçilir. Her kişinin ihtiyacı farklı olduğu için EMDR'nin terapi sürecindeki yeri ve çalışma süresi kişiye göre belirlenir.
Rüya Analizi
Rüyalarım iç dünyam hakkında bana ne anlatıyor olabilir?
Rüyalar; yaşantılarımız, duygularımız, ihtiyaçlarımız ve iç dünyamızla ilişkili imgeler, kişiler ve hikâyeler barındırabilir. Psikoterapide rüyalar, kişinin henüz söze dökemediği bazı duygusal deneyimlere ve bilinçdışı süreçlere farklı bir yerden yaklaşabilmek için kullanılabilir.
Rüya çalışmasında terapist rüyaya dışarıdan hazır bir anlam vermez. Rüyadaki imgeler, kişiler, mekânlar, olaylar ve duygular danışanın kendi çağrışımları ve yaşam öyküsüyle birlikte ele alınır. Aynı sembol, hatta benzer bir rüya iki farklı kişi için tamamen farklı anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle “şu sembol her zaman şunu ifade eder” gibi herkes için geçerli yorumlardan hareket edilmez.
Rüyalar bazen gündelik yaşamda fark edilmeyen bir çatışmayı, karşılanmamış bir ihtiyacı veya tekrar eden bir ilişki örüntüsünü görünür hale getirebilir. Bazen de terapi sürecinde üzerinde çalışılan bir konunun kişinin iç dünyasında nasıl işlendiğine dair yeni çağrışımlar sağlayabilir.
Çalışmalarımda rüya analizini, rüyanın tek bir “doğru yorumunu” bulmak için değil; danışanın rüyaya ilişkin kendi çağrışımları üzerinden iç dünyasını, ihtiyaçlarını ve duygusal örüntülerini birlikte keşfetmek amacıyla kullanıyorum.

Terapi bir yöntemden çok, kişinin kendisini daha derinden anlayabilmesine ve yaşamıyla kurduğu ilişkiyi dönüştürebilmesine eşlik eden bir süreçtir.