Psikoloğa Gitmem Gerektiğini Nasıl Anlarım?
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
"Psikoloğa gitmem gerekiyor mu?”
Bu soru çoğu zaman bir süredir çözülemeyen bir sorun, tekrar tekrar yaşanan aynı sıkıntı ya da nedenini tam olarak anlayamadığımız bir huzursuzluk olduğunda aklımıza gelir.
Ardından başka sorular da gelebilir. "Yaşadığım şey gerçekten terapiye gidecek kadar önemli mi?”, "Bunu kendi başıma çözmem gerekmez mi?”, "Benden çok daha zor şeyler yaşayan insanlar var.”
Böylece psikoloğa gitmek için önce yeterince kötü hissetmemiz gerektiğini düşünebiliriz. Oysa belki ne kadar kötü durumda olduğumuzdan önce, yaşadığımız şeyin hayatımızda ne kadar yer kapladığına bakmak gerekir.
Kaygılanmak, üzülmek, öfkelenmek, zaman zaman kendimizi yetersiz hissetmek ya da ilişkilerimizde zorlanmak hayatın içinde vardır. Bunların hiçbiri tek başına psikolojik bir sorun yaşadığımız anlamına gelmez. Fakat bazen bir güçlük, hayatımızda olması gerekenden daha fazla yer kaplamaya başlar.
Bunu anlamak için kendimize şu soruyu sormakta fayda var: "Bu sorun hayatımda olmasaydı neyi farklı yapıyor olurdum?”
Gitmediğimiz yerler, söyleyemediğimiz sözler, sürekli ertelediğimiz kararlar, kuramadığımız ilişkiler ya da kendimizle ilgili vazgeçtiğimiz şeyler varsa, yaşadığımız güçlüğün hayatımızdaki etkisi düşündüğümüzden daha büyük olabilir.
Üstelik psikolojik olarak zorlanmak her zaman yataktan kalkamamak, işe gidememek ya da günlük hayatı sürdürememek şeklinde kendini göstermez. Çalışabilir, sorumluluklarımızı yerine getirebilir, insanlarla görüşebilir ve dışarıdan oldukça iyi görünebiliriz. Burada "Hayatımı sürdürebilmek bana neye mal oluyor?” sorusuna verilen cevap önemlidir. Sürekli kendimizi kontrol ederek, bazı ortamlardan kaçınarak, insanları memnun etmeye çalışarak, düşüncelerimizi susturmak için uğraşarak ya da duygularımızı bastırarak hayatımıza devam ediyorsak, dışarıdan görünenle içeride olan aynı olmayabilir.
Bazen de sorunumuzun ne olduğunu zaten biliyoruzdur. “Hayır diyemiyorum”, “İnsanların onayına fazla ihtiyaç duyuyorum”, “İlişkilerimde hep benzer şeyleri yaşıyorum”, “Her şeyi kontrol etmeye çalışıyorum” ya da “Yük hep benim omzumda” diyebiliriz. Fakat farkettiğimiz halde değiştirmediğimizi de görebiliriz. İnsan bazen ne yaptığını çok iyi bildiği halde neden başka türlü davranamadığını anlayamaz. Çünkü bugün yaptığımız bazı şeyler, yıllar içerisinde geliştirdiğimiz ilişki biçimleriyle, kendimizi koruma yollarımızla ve duygusal ihtiyaçlarımızla bağlantılı olabilir.
“Biliyorum, herşeyin farkındayım ama yine de değiştiremiyorum” dediğimiz aşama, psikoterapiyi düşünmek için önemli bir nokta olabilir.
Bununla birlikte hayatımızdaki her güçlük için psikoterapiye ihtiyaç duymayız. İnsanların sorunlarını çözebilme, zorlukların üstesinden gelebilme ve değişebilme kapasiteleri vardır. Fakat "Kendi başıma çözebilirim” ile "Her şeyi kendi başıma çözmeliyim” inançlarının aynı şey olmadığını görmek gerek. Psikoterapi bir başkasının hayatımızdaki sorunları bizim yerimize çözmesi değildir. Uzun zamandır içinde bulunduğumuz bir duruma başka bir yerden bakabilmek, göremediğimiz tekrarları fark etmek ve farklı davranabilmenin yollarını keşfetmek için bir fırsat oluşturur. Bu nedenle psikoloğa gitmek için hayatın çökmüş olmasını, bir tanımızın bulunmasını ya da artık hiçbir şey yapamıyor olmayı beklemek gerekmeyebilir.
Belki kendimize daha basit birkaç soru sorabiliriz: Yaşadığım şey ne zamandır devam ediyor? Hayatımda neleri etkiliyor? Çözmek için yaptıklarım işe yarıyor mu? Aynı sorun farklı kişilerle ya da farklı zamanlarda yeniden karşıma çıkıyor mu? Ve belki en önemlisi: Bu şekilde yaşamaya devam etmek istiyor muyum?
Bazen ihtiyacımız olan şey yeni bir hayat değil, hayatımıza başka bir yerden bakabilmektir.
Psikolojik destek almak için her zaman yüz yüze görüşmek de gerekmez. Online psikoterapi, bulunduğunuz yerden terapi sürecine başlayabilmenin bir başka yoludur.



Yorumlar