top of page

Deprem Psikolojisi

  • pskozlemdag
  • 29 Nis 2025
  • 2 dakikada okunur

Ne zaman depremle sarsılsak, ekranlarda yer bilimlerine iliskin yayınlar görüyoruz. Yer bilimciler dogal olarak bilgilerini ve olası riskleri bizlerle paylasma telasında oluyorlar. Fakat sadece fay hatları, fay hatlarının stres yükü gibi bilimsel bilgilerin paylasılması mıdır ihtiyaç duydugumuz sey? Yoksa yer bilimcilerin kamuoyuna açık bir sekilde tartısmaktansa kendi aralarında tartısarak kamuoyuna ortak öngörülerini bildirmeleri daha mı saglıklı olur?  Maalesef medyada sadece yer bilimlerine iliskin yayınlara yer verilmesi, deprem sonrası yüklendigimiz stres ve kaygılarımızı artırıyor. Oysa toplum olarak zaten stres seviyesi yüksek sartlarda yasıyor iken, bu yayınlarla birlikte deprem stresinin akut olmaktan çıkıp kroniklesmesi mümkün hale gelebilir ve bu da; suç, tartısmalar, kavga ve siddet egilimlerinin artması anlamına gelir.


Öncelikli olan, karar vericilerin vatandaslarının güvenlik ihtiyacını maksimum oranda karsılamaları ve toplumsal gerilimi hafifletecek çözümleri uygulamalarıdır kuskusuz. Fakat bireysel olarak bu süreçleri nasıl degerlendirmeyiz?


Elbette depremden etkilenme oranı kisilik yapısına göre degiskenlik gösterecektir. Belirsizlik, çaresizlik, umutsuzluk gibi temel güvenlik hissine zarar verici duyguları daha yogun yasayanlar uzun süre stres yüklenirken, bazı kisiler de hiç etkilenmemis ve duyarsız bir görüntü çizebilirler. Abartılı duyarsızlık hali,  genellikle bas etmekte zorlanılan durumlarda sıklıkla kullanılan “inkar” savunma mekanizmasından kaynaklanır. Çünkü korkuyu yok sayarak duyarsızlasmak, duygusal çöküntüden korunma yollarından biridir. Stres altında sogukkanlı kalabilme becerisi olarak görünen bu durumda, asıl sogukkanlılık, ancak kisinin zihinsel olarak ürettigi saglıklı çözümlerle saglanabilir.

Her ne kadar kisiden kisiye degisen bir durumdan bahsediyor olsak da, yasadıgımız kaygının normal olup olmadıgına nasıl karar verebiliriz?


Deprem ve benzeri stres bozuklugu olusturan durumların sonrasında, yaklasık 2 hafta kadar kaygının devam etmesi normal karsılanmalıdır. 4 hafta ve sonrası için stres bozuklugu sendromu yasandıgı, 2 ay sonrasında bireysel olarak durum henüz asılamamıssa, klinik yardım almanın uygun olacagı bilinmelidir.


Peki, korkuyu saglıklı sekilde yasamak nasıl olabilir? Elbette önce korkuyu kabullenme ile. Sonra kendimizden sefkati esirgemeyerek. Bilmeliyiz ki, korkuyu ne kadar kontrol etmeye çalısırsak o kadar kontrolden çıkacaktır. Panik ataklar; kontrol etmeye çalısılan korku, endise ve kaygıların eseridir. Kontrol edemeyecegimizi kabul etmek ise, bizi bütünün parçası olmaya sevk eder.


Bazılarımızın, hayatta olması istenenler kadar, istenmeyen ve bas etmekte zorlanılan durumları da içtenlikle kabul edebildigini görüyoruz. Bu kisiler, olayların görünmeyen ve kisisel iradenin dısında kalan yönleri sayesinde gelisebileceklerini fark etmis kisiler. Zor ve hayati tehlike zamanlarında dogal olarak ortaya çıkan anlam arayısı, bize amaçlarımızı, degerlerimizi, kimligimizi sorgulamamız için alan açar. Böyle durumlarda daha kolay kesfedebiliriz hayattaki konumumuzu.  Varlıgımız kendimize mi hizmet ediyor, yoksa büyük bir gücün ve sistemin önemli bir parçası mıyız? Bu soruya cevabımız, bireysel ihtiyaçlarımızı asan, daha yüksek bir yasama amacına götürüyor ise ne mutlu. Bu sayede yasamın zorluklarına daha dayanıklı oluruz. Toplumların en ciddi ve yıkıcı travmalarından güçlenerek ve büyüyerek çıkmaları tesadüf degildir.

Deprem gibi olagandısı ve toplumsal zorlukları asmak, sosyal bütünlesme ile çok daha kolaylasabiliyor. Bu nedenle depremin fayda yönüne, bütünlesme, birlesme, baglanma ihtiyacımızı tetiklemesi açısından da bakmakta fayda var. Baglanmayla birlikte salgıladıgımız oksitosin hormonu sayesinde mutlu ve güvende hissedebiliyoruz. Birçogumuz bu hormonu deprem sonrası ailelerimiz ve hatta komsularımızla birlikte sokakta geçirdigimizde yogun olarak salgılamıs olabiliriz. Dolayısıyla toplum ve hatta küresel anlamda giderek bireysellestigimiz bu zamanlarda belki bir uyarıcı olarak degerlendirmeliyiz yasadıgımız sarsıntıları.

Ne mutlu bu kıymetli tecrübelerden cebine travma sonrası stres bozuklugu ve panik ataklardan daha kıymetli argümanlar koyabilenlere! Ne mutlu meyvenin içine baktıgında meyvenin agacını görebilenlere!

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Öfkeyi Anlamak

Nedir bu öfke duygusu, neden bu kadar zordur öfke ile basa çıkmak? Daha da önemlisi neden basa çıkmak isteriz öfkemizle? Kisilerarası...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page