Ilkel ve Olgun Insan
- pskozlemdag
- 11 Kas 2024
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 Tem 2025
Insanın kimlik algısı önce kadın ya da erkek olmakla, yani cinsiyet algısı ile baslar. Kimlik dısarıdan görünen ve baskaları tarafından tespit edilebilen özellikler olarak tanımlanabilir. Kisilik ise, az degismekle birlikte degismeye potansiyel olan ve insanlar arası iliskilerde yol bulmaya yarayan özelliklerdir. Kisilik; çevre, mizaç, aile gibi etkenlerle zaman içerisinde olusur. Karakter; kisilikten daha kalıcı olan ve ilk nesne iliskilerinin kalıntılarını tasıyan bir yapıdır. Mizaç ise kromozomsal, yani dogustan gelen özelliklerdir.
Insanda 100 milyar nöron ve trilyonlarca nöranal bag potansiyeli vardır. Bunlardan hangilerinin aktif kullanılacagına çevre kosulları karar verir. Kullanılan nöranal baglar kalınlasıp kalıcı olurken, kullanılmayanlar budanır. Bebekte, anne karnından itibaren, beynin büyüme sürecinde (36 aylık bir süreç) yogun bir sekilde nöronal aktivasyon ile dıs dünyadan gelen resim içeride de olusmaya devam eder.
Beyin büyürken, kimlik ve kisilik de olusur. Yedigimiz gıdaların biyolojik yapıyı insa etmesi gibi, çevresel faktörler de ruhsal yapıyı insa eder. Annedeki kaygı seviyesi yüksekse, bebekte de korkan bir yapı gelisir. Anne dingin ise aynı sekilde bebekte de dingin bir yapı olusur. Sevilen ve istenen bir çocuk, kendisini anne karnında iken oldugu gibi güvende hisseder. Annenin ninni söylemesi ve konusması, ses tonuna yükledigi frekans, basınç vs. gibi detaylar, kendi duygusal dünyasını yansıtan bir araç halindedir. Bu süreçte bebek, anne ile senkron olur. Ayna nöronlar sayesinde, duygusal ve düsünsel yolaklar, bebekte de aynı sekilde insa olur. Bu sekilde depresyona egilimli veya tam tersi bir karakter olusabilir. Dogumdan sonra, anne bebegi sevgi ile isteyerek ve benimseyerek kabullenirse, kimlik ve kisilik gelisiminin ikinci asamasına geçilir.
Insanda yüz kasılmalarını okuyabilme özelligi de dogustan gelir. 7 temel duygu vardır ve bunlar, evrensel anlamda herkes tarafından ayırt edilebilmektedir. Çocuklar, tüm sessiz iletisim kaynaklarından ve her kucaktan nasibini alırlar. Kaos ortamındaki bebek, darbe alarak ve ögrenerek hayatına devam eder. Ögrenme onda direnç ya da dirençsizlige sebep olabilir ki bu da mizaçla ilgilidir.
Insanlar yaratılıs itibari ile iyiye yönelmeye potansiyeldir. Dolayısıyla, bütün travmatik deneyimler, ne kadar hasar bıraksa da, toparlanmaya neden olabilecek tecrübeler sayesinde onarılabilir. Ergenlik döneminde de, ergenin isyankar ve yön bulma çabası içindeki davranıslarını absorbe edebilen, sevgi ve anlayısla karsılayabilen anne-baba sayesinde, hayatın sorunlarını absorbe edebilen insanlar yetismesi mümkün hale gelir.
Yorumlar