top of page

İlkel ve Olgun İnsan

Yazarın fotoğrafı: Özlem Dağ
Özlem Dağ
8 Eyl
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Eyl

İnsan nasıl bir birey haline gelir? Kimlik, kişilik, mizaç ve karakterin oluşumunda aile, çevre ve erken dönem ilişkilerin nasıl bir rolü vardır? İnsan gelişiminin biyolojik ve psikolojik yönlerini birlikte ele alan bir yazı.


Close-up view of a serene therapy room with calming colors
Çocukluk döneminde kurulan ilişkilerin kişilik gelişimine etkisi


İnsanın kimlik algısı önce kadın ya da erkek olmakla, yani cinsiyet algısıyla başlar. Kimlik, dışarıdan görünen ve başkaları tarafından fark edilebilen özellikleri de kapsarken; kişilik, görece daha az değişmekle birlikte gelişmeye ve dönüşmeye açık, insanların ilişkiler içinde yol bulmasını sağlayan özelliklerden oluşur. Kişilik; çevre, mizaç, aile ve yaşantılar gibi birçok etkenin bir araya gelmesiyle zaman içerisinde şekillenir. Karakter ise kişiliğin daha kalıcı yönlerini ve erken dönem ilişkilerinin izlerini taşıyan bir yapı olarak düşünülebilir. Mizaç ise doğuştan gelen, kişinin dünyayı algılama ve tepki verme biçimini etkileyen özelliklerdir.


İnsanın biyolojik olarak sahip olduğu gelişim potansiyelinin nasıl şekilleneceğinde çevresel koşulların önemli bir rolü vardır. Beyin gelişimi boyunca kullanılan nöronal bağlantılar güçlenirken, daha az kullanılan bağlantılar zaman içerisinde budanabilir. Özellikle yaşamın ilk yıllarında beyin, dış dünyadan gelen deneyimlere oldukça açıktır. Bu süreçte çocuğun içinde bulunduğu çevre, ilişkiler ve yaşantılar, gelişen zihinsel ve duygusal yapının önemli parçalarını oluşturur.


Beyin gelişirken kimlik ve kişilik de oluşmaya başlar. Yediğimiz gıdaların biyolojik yapımızın gelişimine katkıda bulunması gibi, çevresel faktörler de ruhsal yapımızın şekillenmesinde rol oynar. Annenin ve bakım verenlerin duygusal durumu, bebeğin içinde bulunduğu ilişki ortamı ve çocuğa verilen tepkiler, onun dünyayı nasıl algılayacağı üzerinde etkili olabilir. Sevilen, istenen ve güvende hisseden bir çocuk, dünyayı daha güvenli bir yer olarak deneyimleme fırsatına sahip olur. Annenin ses tonu, dokunuşu, bebeğiyle kurduğu ilişki ve ona verdiği tepkiler, bu erken dönem deneyimin önemli parçalarıdır.


Bu süreçte bebek ile bakım veren arasında güçlü bir duygusal senkronizasyon oluşur. Bebek, çevresindeki insanların duygusal ifadelerini ve tepkilerini gözlemleyerek dünyayı anlamlandırmayı öğrenir. Böylece güven, kaygı, sakinlik ya da tehdit gibi deneyimler, zaman içerisinde çocuğun dünyayla kurduğu ilişkinin bir parçası haline gelebilir.


İnsanların yüz ifadelerini ve duygusal ipuçlarını fark edebilme kapasitesi de erken dönemlerden itibaren gelişmeye başlar. Çocuklar, yalnızca söylenenlerden değil, beden dilinden, ses tonundan, bakışlardan ve temas biçiminden de öğrenirler. Kaos ve güvensizlik içindeki bir çocuk da yaşadıklarından öğrenerek hayatına devam eder. Bu öğrenme bazen direnç geliştirmesine, bazen de daha kırılgan bir yapı oluşturmasına neden olabilir. Burada çocuğun mizacı ve içinde bulunduğu çevrenin özellikleri birlikte önem taşır.


İnsan, yaratılışı gereği iyiye yönelme ve gelişme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla travmatik deneyimler ne kadar iz bırakmış olursa olsun, uygun ilişkiler ve iyileştirici deneyimler sayesinde insanın kendisini yeniden yapılandırması mümkündür.

Ergenlik döneminde de ergenin isyankar ve yön bulma çabası içindeki davranışlarını anlayabilen, sevgi ve sınırlar içinde karşılayabilen anne-babalar sayesinde, hayatın sorunlarıyla baş edebilen bireyler yetişmesi mümkün hale gelir.


Belki de olgunlaşmak, hayatın bize sunduğu deneyimleri yalnızca yaşamak değil, onlardan kendimizi yeniden inşa edecek bir anlam çıkarabilmektir.


"İnsanı farklı yönleriyle ele alan terapi yaklaşımları hakkında daha fazla bilgi için Yaklaşımlarım sayfasına göz atabilirsiniz"



Yorumlar


İletişim Bilgilerim

Soğanlık Yeni Mah

Pegagaz Sok

Pega Kartal Residence

Tel:            532 317 6778

E-Posta:    psk.ozlemdag@gmail.com

  • Instagram
  • Linkedin
bottom of page