Eyvah! Ya Sınavda Çocuğum Başarısız Olursa?
Güncelleme tarihi: 9 Eyl
Çocuğunuzun sınav başarısı konusunda siz ondan daha mı kaygılısınız? Sınavın sonucunu hayatının en önemli meselesi haline getirmek yerine, çocuğunuza hayatın zorluklarıyla baş edebilme becerisi kazandırmak neden daha önemli olabilir? Sınav kaygısı, özgüven, sorumluluk ve ebeveyn tutumu üzerine bir değerlendirme.

Bir sistemin içinde yaşıyoruz ve bu sistemde alınması gereken rutin eğitimler, elde edilmesi gereken başarılar, sahip olunması gereken diplomalar var. Bununla birlikte, bir yanda geçilmesi gereken sınavlara çok da hevesli olmayan çocuklar, diğer yanda çocuğunun sistemin dışında kalması ihtimali karşısında çaresizlik yaşayan, kaygı yüklü anne ve babalar var.
Sınavlar yaklaştıkça çocuklarından daha fazla telaşa kapılan anneler, babalar! Sınavlarda başarılı olmasını istediğimiz çocuklarımıza öğretmemiz gereken şey, hayatın bütün sınavlarıyla baş edebilmeyi öğretmek olmalı. Çünkü genel olarak hayatla mücadele etme becerileri geliştiremeyen insanlarda, zamanla şikayet ve isteksizlik oluşuyor.
Sınavın sonucu, zihinlerde hayatın en büyük sorunu haline gelmişse, sınav gününde yaşanacak stres de oldukça yüksek seviyede olacaktır. O gün yaşanan stres, sınav öncesinde girilecek sınava nasıl bir anlam yüklendiği ile ilişkilidir. Girilecek sınavı, yürünen yolda atılan adımlardan biri olarak görmek yerine sadece o adıma odaklanmak, bir karıncayı dev ekranda izlemeye benzer.
Her ne kadar belli bir oranda stres, odaklanma ve başarı konusunda fayda sağlasa da fazlası sistemimizi bloke eder. Bu nedenle bütün sınavları olabildiğince normalleştirmek önemlidir. Örneğin araç kullanırken acemi sürücüler hemen önlerine bakma eğiliminde olduklarından kontrolü sağlamakta zorlanırlar. Kontrol ve güvenlik hissi, sürekli daha uzak bir noktaya odaklanarak çok daha kolay sağlanır. Konu sınav olduğunda da sınava değil, asıl hedefe odaklanmak güven ve başarı getirecektir.
Kuşkusuz sınav başarısı, bireyin kendi isteği ve çabasına bağlıdır. İsteklerin altında da ihtiyaçlar vardır. Peki sınavda başarılı olmasını istediğimiz çocuklarımızın bu başarıya gerçekten ihtiyaçları var mı? İhtiyaçlarının farkındalar mı?
Çocuklarımız ve gençlerimiz; başarı, amaç, hedef, mutluluk gibi kelimelerin kendileri için ne anlam ifade ettiğini belirleyebilirlerse, girecekleri sınavın da kendileri için nasıl bir anlam taşıdığına karar verebilirler. İdeallerini gerçekleştirme konusunun, ekonomik sonuçlar anlamında riskli olduğunu elbette kabul etmek gerekir. Ancak yalnızca kendi potansiyelini keşfetmesine izin ve imkân verilmiş insanlar, güven içinde geleceklerini ve yarınlarını parlatabilirler.
İnsan kendine nasıl güvenebilir? En çok neye güvenmesi gerektiğini nasıl öğrenir?
Kendine güvenen, kararlı ve sorumlu bireyler yetiştirmek için önce çocuklarımızın birey olmalarına izin vermemiz gerekiyor. Özgüvenli olmanın yolu hata yapmaktan geçer. Başarısız olup bununla baş etme yolları geliştirememiş insan, kendi sığınağına hapsolmuştur. Bu nedenle çocuklar kendi hayat mücadelelerini verirken, kenarda onları izleyen; gerektiğinde cesaretlendiren ve bazen de taktik veren ebeveynler olmayı tercih etmek gerekiyor. Sadece akademik yarışta değil, hayat yolculuğunda da başarılı ve mutlu olabilmeleri için…
Sorumluluk verilmemiş, odası toplanmış, yemeği önüne konulmuş, okul çantası ebeveyni tarafından hazırlanmış, ayakkabısının bağlarını bile bağlayamayan; zorbalığa maruz kaldığında birilerine haddini bildirilmiş, hatta sınıfı ya da okulu değiştirilmiş, hata yaptığında affedilmiş çocuklarımızın hayatta mücadeleci ve başarılı olmalarını bekleyebilir miyiz?
Okulda uğradığı haksızlığı ya da yaşam koşullarındaki bir zorluğu ebeveynine şikâyet ederek çözebilen bir çocuğun, sınav zamanlarında azimli, mücadeleci, yılmaz ve başarılı olmasını beklemek adaletli mi?
Her sorunu halledilmiş ve çaba göstermeden ihtiyaçları karşılanmış çocuklar, ihtiyaçlarının ne olduğunu nasıl belirleyebilirler? Hiçbir şeye ihtiyaç duymayan çocuklar neyi, ne kadar isteyebilirler? Hayatta neyi hedefleyebilir ve hedeflerini gerçekleştirme konusunda ne kadar azimli olabilirler?
Bütün sorunları onların yerine çözerek ve bütün ihtiyaçlarını karşılayarak çocuklarımızın kendi yolculuklarına engel olmamamız gerekiyor.
İnsan kendi evrenini, içinde yaşadığı evrene uyduramazsa çöküş kaçınılmazdır. Ancak parçası olduğu evreni anlamakta çoğunlukla sınıfta kalır. Sistemin her parçasının ayrı bir görevinin olduğunu, görevlerin de yeteneklere ve potansiyele bağlı olduğunu unutmayalım.
Çocuklarımızla konuşmak yerine dinlemeyi tercih edelim. Nasihat etmek yerine kendi hedeflerini, planlarını ve çözümlerini geliştirmelerine fırsat verelim. Sınav ve sınavın sonuçlarına dair inançlarını, düşüncelerini dinleyelim.
Çocuklarımıza, tercihlerinin sonuçlarından sorumlu olacakları bir yaşam alanı açabilmek umuduyla…



Yorumlar